GULNAR MEDYA

Gülnar'ın İnternet Yayıncılığındaki Hür Sesi...

Üyelik Girişi
Site Haritası

Günün Ayeti

 "Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı."    

( BAKARA - 183)

Günün Sözü     

"‎Dua ve ibadet, Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için ölüm de, ömür de hoştur."Hz.Mevlana. 


 

İletişim


 GÜLNAR
Veli Şenzeybek
0535 862 33 29

(Mevsim Kundura)
(324) 751 71 37

Veli Şenzeybek
0531 259 00 27

 MERSİN

Ahmet Irmak

0533 447 91 43

 KONYA

Aytekin Şenzeybek

0532 551 21 20

gulnarmedya@hotmail.com

 


SEMERKANT

SEMERKANT

Ünlü Lübnan'lı yazar Amin Maalouf tarafından yazılmış olan tarihi bir roman. Eser aslen 2 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, kaderin bir şekilde bir araya getirdiği ünlü şair Ömer Hayyam, Selçukluların meşhur veziri ve aynı zamanda Nizamiye Medreselerinin kurucusu ve isim babası olan Nizmü’l-Mülk ile Haşhaşin fedailerinin efendisi Hasan Sabbah’ın birbirleriyle olan ilişkileri ele alınır. Diğer bölümde ise Batı dünyasında orijinalinin kayıp olduğu sanılan Ömer Hayyam’ın Rubaiyyat isimli eserinin Benjamin Ömer Lesaga isimli aslen Fransız olan Amerikan vatandaşı tarafından gün yüzüne çıkarılması esnasında başından geçen olaylar anlatılır.

Eser 4 kitaptan teşekkül etmektedir.

Birinci kitap “Şairler ve Sevgililer” adını taşır. Bu kitapta, Ömer Hayyam’ın Semerkant’a ilk gelişi ve orada karşılaştığı kötü muamele; Semerkant’ın o dönem dini açıdan içinde bulunduğu radikallik; Ömer Hayyam’ın, dönemin Semerkant kadısı olan Ebu Tahir ile tanışması, Semerkant halkının Ömer Hayyam’a karşı açmış olduğu zındıklık davasında konuşulanlar; Maveraünnehir hükümdarı Nasır Han’ın Semerkant’a gelişi ve ona karşı gösterilen tepkiler; Hayyam’ın ölümsüz aşkı, kadın şair Cihan ile ilk tanışması ele alınır. Aynı kitapta, Büyük Selçuklu hükümdarları Tuğrul ve Çağrı Beylerin Nişabur’u fetihlerinden sonra halka yapılacak muamele hususunda aralarında meydana gelen tartışmalar; Tuğrul Bey’in Abbasi Halifesi’nin kızı Seyide Hatun ile evliliği hakkında saray çevrelerinde dolaşan dedikodular Cihan’ın ağzından anlatılır. Daha sonra, Tuğrul Bey’in ölümü, Alp Arslan’ın tahta geçişi, Semerkant’a saldırması ve bir esir tarafından öldürülmesi olaylarıyla, Nasır Han’ın kayınbabası, kızkardeşinin eşi ve aynı zamanda düşmanı olan Alp Arslan’ın ölümü ile ilgili takınmış olduğu tutum ile Ömer Hayyam’ın Nizamü’l-Mülk ile ilk karşılaşması anlatılır. Bu kitabın devamında Ömer Hayyam’ın o güne kadar gizlediği eseri Rubailer hakkında ilk defa Cihan’a yaptığı açıklamalar; ünlü şairin Nizmü’l-Mülk ile görüşmek üzere yola çıkması ve yolda Haşhaşin fedailerin efendisi Hasan Sabah ile tanışması; Nizamü’l-Mülk’ün İsfehan’da Hayyam’a Sahib-i Haber (istihbarat şefliği) makamını teklif etmesi, Hayyam’ın teklifi reddetmesi ve bu vazife için Hasan Sabbah’ı önermesi anlatılır. Yine bu kitapta Sahib-i Makam olan Hasan Sabbah’ın faaliyetleri ve kendini işe alan Nizamü’l-Mülk’ü devre dışı bırakmak için gösterdiği çabalar; Melikşah’ın eşi Terken Hatun’un Nizmü’l-Mülk-Hasan Sabbah çekişmesinden duyduğu kaygılar nedeniyle Nizamü’l-Mülk’ün görevini Hayyam’a teklif etmesi, ünlü şairin bu teklifi reddetmesi, hemen ardından Nizamü’l-Mülk’ün Hasan Sabbah’ı Melikşah’ın gözünden düşürerek nasıl devre dışı bıraktığı anlatılır.Görüldüğü üzere birinci kitap daha çok tarihi olayları roman tarzında ele almaktadır. Bu bölüm özellikle tarihi bilgilerimizi tazelememiz açısından da önemlidir.

İkinci kitap “Haşhaşiler Cenneti” ismini taşır. Bu kitapta Hasan Sabbah’ın İsfehan’a gelmedeki asıl amacı, İsfehan’dan kovulduktan sonra başından geçen olaylar, Haşhaşin teşkilatını kurması, Sultan Melikşah’ın Nişabur’u ele geçirmesi ve İsmailileri yok etmesi üzerine Hasan Sabbah ve taraftarlarının Alamut Kalesini üs edinmeleri ve Nizamü’l-Mülk’ün ve Melikşah’ın vefatından sonra Büyük Selçuklu Devletinde meydana gelen Taht kavgaları ele alınmaktadır. Bu kitapta son olarak Ömer Hayyam’ın ölümü ve Rubailer isimli eserinin Hasan Sabbah tarafından ele geçirilmesi ardından Alamut kalesinin Moğollar tarafından istilası ile birlikte eserin kaybolması anlatılmıştır.

Üçüncü kitap “Bininci Yılın Sonu” ismini taşır ve öncelikle Benjamin Ömer Lesage isimli Fransız asıllı Amerikan vatandaşı hakkında kısa bilgiler verir. Zikredilen şahsın yaşadığı dönemde Batılı ülkelerde Ömer Hayyam ve eseri Rubaiyyat’a olan ilgiden de bahsedilir. Bu kitapta Lesage’nin Rubaiyyat’ın aslını bulmak amacıyla önce Fransa, ardından İstanbul ve onun ardından İran’a yaptığı seyahatler esnasında başından geçen olaylar detaylı olarak anlatılmaktadır. Anlatılanlara göre Lesage önce Fransaya gelir. Fransa’da Henri Rochefor ile tanışır ve ondan Rubaiyyat’ın orijinal nüshasının Cemaleddin Afgani’de bulunduğu haberini alır. Bu haber üzerine derhal o sıralar Afgani’nin ikamet ettiği İstanbul’a gider. Afgani, eserin asıl nüshasının İran’da bir müridinde bulunduğunu söyler ve Lesage’ye bir mektup vererek İran’a gönderir. Afgani’nin mektubu sayesinde İran’daki Afgani mensupları Lesage’ye Rubaiyyat’ı bulması konusunda yardımcı olurlar. Ancak bu dönem zarfında Lesage İran’daki iç çatışmalara doğrudan katılmak zorunda kalır ve canını zor kurtararak ABD’ye geri döner.

Dördüncü kitapta “Denizde Bir Şair” İsmini taşır ve Rubaiyyat’ı bulma hayaliyle yanan Lesage’nin ikinci İran seyahatini, bu seyahat esnasında karşılaştığı olayları anlatır. Nihayet Lesage eserin orjinalini bulur ve meşhur Titanic isimli gemi ile ABD’ye yolculuğa çıkar. Ancak “Tanrı bile batıramaz” denilen Titanic’in batmasıyla birlikte Rubaiyyat da sular altında kalır.

Sonuç olarak diyebilirim ki Semerkant, gerek Nizamü’l-Mülk dönemi Büyük Selçuklu İmparatorluğu, gerek Hasan Sabbah ve Haşhaşinlerin kuruluşu ve gerekse 19. yy İran’daki gelişmeler hakkında roman tadında tarihi bilgiler elde etmek isteyen herkesin okuması gerekli bir eser.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret204160
İlkelerimiz
İnternetten Haberler